KİRKOR ZOHRAB EFENDİhani hep bir geyikten demvurulur "soykırım yalan Osmanlı arşivleri de böyle diyor" acaba öyle mi
birilerinin nedense o çok güvendiği Osmanlı belgeleri de soykırım diye basbas bağırıyor aslında
Aralık 1918 tarihli Yeni Gün gazetesinde Kirkor Zohrab'ın tutuklanıp sürülmesi ve ardından katli teferruatlarıyla birlikte anlatılmaktadır
öncelikle Zohrab'ı tanıyalım
Kirkor Zohrab (1861-1915) Ermeni yazar,hukukçu,gazeteci ve politikacıdır Osmanlı Mebusan Meclisi'nde milletvekilidir etliye sütlüye karışmaz dönemin etkili Ermeni fraksiyonlarından Taşnak olsun Hınçak olsun veya Ramgavar hiçbirine dahil değildir
bu değerli aydın Mayıs 1915'de tutuklanıp sürgüne gönderilecek aynı yılın Temmuz başında da Urfa'da Çerkez Ahmed adındaki İttihatçı tetikçisi tarafından hançer darbelerinden sonra kafası taşla ezilmek suretiyle katledilecektir
24 Nisan 1915'de İstanbul'da bulunan çok sayıda Ermeni ileri geleni ve aydın tutuklanmaya başlamıştır galat-ı meşhurun aksine 24 Nisan tehcir yasasının tarihi değildir bu kanun Mayıs ayında çıkarılacaksa da İttihatçılar tehciri zaten şifahen verdikleri emirlerle önceden başlatmışlardır bile kanunla olaya sadece resmiyet kazandırılmıştır
“Zohrab Efendi,akşam Pera (Beyoğlu) Cadde-i Kebir’deki (İstiklal Caddesi) Cercle d’Orient ‘da (Şark Kulübü) Talat Paşa ile son görüşmesinden sonra konutuna gitmek üzere Taksim’e doğru yürüdü.Oradan Gümüşsuyu Caddesi’ne saparak konutunun bulunduğu Azaryan Apartmanı’na (Gümüşsuyu Palas) girdi.Yolda yürürken maskeli bir polis onu takip ediyordu (20 Mayıs 1915).
Gece yarısında Pera Emniyet Amiri Kel Osman,üç-dört polisle birlikte Zohrab Efendi’nin konutuna girdiler.Ellerinde taşıdıkları torbalara oradaki zengin arşivi ve buldukları bütün malzemeleri doldurdular.Ardından Kel Osman,Zohrab Efendi’ye “Bizimle geleceksin,emir var” deyince tutuklattırılan Zohrab Efendi,paltosunu giyip,Galatasaray Karakolu’na taşındı(21 Mayıs 1915).”
*Pars Tuğlacı,Örnek Bir Osmanlı Vatandaşı:Kirkor Zohrab Efendi,Pars Yayınları,İstanbul,s.72-73.
İstanbul’da Yeni Gazete’nin baş sayfasında “Tehcir Kurbanlarından Bir Muhterem Zat” ve ikinci sayfasında “Zohrab Efendi Nasıl Tevkif Edildi” başlıklı,başyazar ve müderler Abdullah Zühdü ve Mahmud Sadık imzalı yazılar ve fotoğraflar yayınlandı (17 Aralık).
İstanbul’da Yeni Gazete’nin baş ve birinci sayfalarda yayınlanan Abdullah Zühdü ve Mahmud Sadık imzalı yazılar.
Tehcir Kurbanlarından Bir Muhterem Zat
Tehcir mesele-i meş’umesi hakkında gazeteler serbestçe yazı yazmaya başlayalı,hükümet tedkikat-ı seyyiat komisyonlarıyla,icra-yı mezalim eden memurları tevkif etmeye ve taht-ı isticvaba almaya teşebbüs edeli,bu tehcir ve taktil mezalimi sırasında vücutları heder edilen kıymetli zevatın isimleri de tahattur ediliyor.Dahiliye Nazır-ı esbaki ve Konya vali-i esbakı
Celal Bey’in yazdığı bir makalede,-bu kıymetli zevattan birinin- ismini yad etti:Zohrab Efendi.
Zohrab Efendi,memleketimizin muktedir hukuk-şinasanından idi.Bundan başka muktedir bir muharrir idi ve edebiyatta da behre-dar idi.Ermenice birçok asar-ı edebiyesi vardır.Meclis-i Mebusan’ın ilk devresinde,memleketimizin en mümtaz hatiplerinden olduğunu izhar ve isbat eylemişti.Zohrab Efendi,vak’a-i irticaiyede,hanesine alub sakladığı bir zat.Kabinede bir mevki-i mühim iştigal ederken,nefy ü tağribe uğratılmış,yani bilasual ve cevap,mevte mahkum edilmiş idi.Bunu da birkaç günden beri gazetelerin neşriyatından anladık.
Dünkü Eklar (Eclaire) Gazetesi tarafından neşr olunan ve bu nüshamızda nakledilen fıkra,Zohrab Efendi’nin buradan ne elim bir surette nefy ü teb’id edilmiş olduğunu gösteriyor.
Zohrab Efendi,ilan-ı meşrutiyeti müteakip teşkil olunan ilk matbuat cemiyetine de,bütün Ermeni gazetelerinin murahhası olarak aza intihab edilmiş idi.
(resim altı) Mağdur ve mazlum,İstanbul Mebusu müteveffa
Zohrab Efendi Nasıl Tevkif Edildi
Ekler Gazetesinde okunmuştur;
Zohrab Efendi,tevkif edildiği gece Serkl Doryan Kulübü’nde (Cercle d’Orient) Talat Paşa ve Halil Bey ile kağıt oynamış,oyun gece yarısına kadar devam etmiştir.Zohrab Efendi gitmek için ayağa kalktığı sırada Talat Paşa da kalkmış ve Ermeni mebusa yaklaşarak yanağından öpmüştür.Bu fevkalade teveccüh eseri mebus efendiyi şaşırtmaktan hali kalmamış:
-Bu iltifat neden?
diye sormuş,Talat Paşa da:
-İçimden geldi,cevabını vermiş.
Zohrab kulüpten endişe içinde çıkmıştır.Nazırın bu busesinin kendisi için mucib-i zeamet olduğu hiss-i kable’l vukuu uyanmıştır.
Gece latif idi.Ermeni mebus hanesine yaya olarak gitmeye başladı.Fakat yolda kendisinin takip edilmekte olduğunu gördü.Bundan tamamıyla emin olmak için diğer kaldırıma çıktı.Takip eden şahıs da o kaldırıma geçti.Zohrab adımlarını sıklaştırdı.Muakkib aynı suretle hareket etti.Zohrab bunun üzerine dayanamayarak döndü ve şahs-ı meçhulden şu suali sordu:
-Takip mi ediliyorum?
Bir polis komiseri olan muakkıb şu cevabı verdi:
-Evet!!!
-Niçin?
-Öyle emir aldım.
-Benim kim olduğumu biliyor musunuz?
-Şüphesiz.Zohrab Efendisiniz.
-Fakat bir yanlışlık olmalı.Şimdi Dahiliye Nazırı’ndan ayrıldım.
-Olabilir.Fakat bana verilen emirler kat’idir.Bunları ifa etmek mecburiyetindeyim.
Zohrab Efendi hanesinin önüne gelince orada diğer bir zabıta memuru gördü.Her iki zabıta memuru merdiven karşısında yolunu kestiler.
Mebus sordu:
-Pekiyi aldığınız emirler nedir?
-Sizi tevkife mecburuz.
-Şimdi mi?Hemen.
-Evet.
-Sizinle gelmekten imtina edersem?
-Cebr istimal edeceğiz.
-Benim mebus olduğumu bilmiyor musunuz?
-Biliyoruz.Fakat aldığımız emir katidir.
Komiser Zohrab Efendi’nin yarın sevk olunacğını,lazım gelen eşyayı alabileceğini söyledi.O zaman mebus ailesini cereyan-ı hadiseden haberdar etti.Alelacele bir yol çantası hazırlattı.Biçare mebus hıçkıra hıçkıra ağlamakta olan zevcesi ile kızından ayrıldı ve kendisi gibi tevkif edilmiş olan Vartkes Efendi (Serengülyan) ile Anadolu yolunu tuttu.
*Yeni Gün Gazetesi,17 Aralık 1918,s.1-2.
**Ana kaynak:a.g.e.,s.76-77
Zohrab Efendi’nin refikası (hanımı) Klara hanım,bey’ini kurtarma ricasında bulunmak için Sadr-ı azam Said Halim Paşa’yı ziyaret edip,eşinin devrimci olmadığını,hiçbir partiye mensup olmadığını belirterek,bu saldırının sebebini sorunca,Sadr-ı azam şu cevabı verdi:’Islak otun da kuru otla yakıldığını bilmiyor musunuz?’ (22 Mayıs 1915)
*Pars Tuğlacı,Örnek Bir Osmanlı Vatandaşı:Kirkor Zohrab Efendi,Pars Yayınları,İstanbul,s.73.
Zohrab Efendi ölümünden az önce sevgili eşine şu son mektubunu yazıp göndermişti:”Sevgilim,bir taneciğim,hayatım;şimdi sevgili karıcığım,benim için artık son perde başlıyor.Daha fazla yazmaya takatim yok.Eğer hayatımı yitirirsem,çocuklarıma son dileğim ve vasiyetim;onların birbirlerini hep sevmeleri,sana tapmaları ve gönlünü incitmemeleri ve beni de anımsamalarıdır.” (2 Temmuz 1915).
*a.g.e.,s.75.
Zohrab ve Vartkes Efendiler,sabahleyin Urfa’ya hareket edip saat 11:00’de Merşet (Arab) Pınar durağına varınca Urfa’dan gelen polisler tarafından karşılandılar.Oradan da hareket edip geceleyin Urfa’ya varınca,polislerin gözetimi altında otele götürüldüler (3 Temmuz 1915).
Urfa mebusluğuna seçilmiş olan Mehmed Nedim ve Saveddin Beyler,Zohrab ve Vartkes Efendileri ziyaret ettiler (4 Temmuz 1915).
Urfa temsilcisi ve mebusu Mehmed Nedim Bey’in davetiyle Zohrab ve Vartkes Efendiler,akşam onun düzenlediği yemek ziyafetine katıldılar (5 Temmuz 1915).
Zohrab ve Vartkes Efendilerin katledilmelerinin gerçekleştirilmesi amacıyla baş eşkiyalar Düzceli Çerkez Ahmed ve Çerkez Halil Beyler ve Kumandan Reşid oğlu Mustafa Urfa’ya çağrıldılar (6 Temmuz 1915).
Urfa’da Zohrab ve Vartkes Efendilerin kaldıkları otelin önüne iki araba ile at üstünde iki jandarma geldiler.İkinci arabada Çerkez Halil,Çerkez Ahmed,Mustafa,Komiser Şakir ve Jandarma komutanı Abdurrahman oturmuşlardır (6 Temmuz 1915).
Saat 10:00 ‘da “Mislum” arabasına oturtulan Zohrab ve Vartkes Efendiler,atlı jandarmalar ve Hallo arabası ile Urfa’dan dışarı çıkarıldılar.Arabalar,kara taşlarla kaplı Satana (Şeytan) Deresi’ne indiler.Aynı gün çeteler,arabayı atışa tutup Vartkes’i öldürdüler.Zohrab Efendi’ye her yerden “in aşağı” diye bağırdılar.Ses çıkarmayınca,Çerkez Ahmed Bey sırtından yakalayıp hızlıca sarsarak “İn aşağıya!Artık yaşamayacaksın,zira en üst emir var”.Zohrab Efendi gözyaşlarıyla inmeyi reddederek “İnecek halim yok,beni burada öldürün” deyince,Çerkez Ahmed,hançerini onun karnına sapladı.Diğer çeteciler aynı hançerle birçok darbeler uyguladılar.Ardından bedenini sürükleyerek yere bıraktılar ve tabanca ile ateşe verdiler.Çerkez Ahmed,kaya parçasıyla Zohrab’ın başını parçaladı (6 Temmuz 1915).
*a.g.e.,s.75
Cemal Paşa'nın Telgrafı:Çerkez Ahmed'in İzalesi Vacip Olmakla...
"Çerkez Ahmed'i getiren tren geldiği zaman,her taraf inzibat altına alınmıştı.Ahmed,esasen
Afyon'da tevkif edilmiş Eskişehir'e muhafaza altında getiriliyordu.Trenden uzun boylu,kalpaklı,İttihatçı murahhasların ve valilerin seyahat kıyafetinde palabıyıklı,zayıf yüzlü biri çıktı.Arkasından kadife pantolonlu,esmer,orta boylu biri daha geliyordu.Uzunu Çerkez Ahmed,ötekisi mülazım Halil idi.Bunlar Teşkilat-ı Mahsusa marifetiyle gönderilen çete reisleriydi.Özellikle Halil'in gazası daha büyüktü.Bu mücahid,mebus Suudi Bey'in çetesi Ardahan'a girdiği sırada o da Artvin'e gitmiş,bu güzel beldede yaşayan Ermenileri perişan eylemişti.Bu felaketi daha Ulukışla'da bulunduğum zaman işitmiştim.Bir Alman gazetesinin muhabiri menfur çetelerin cinayetlerinden nefret ediyordu:
-Görseniz,ne zalim hareketlerde bulundular!Lanet olsun,bir daha bu adamlarla yola çıkmaya!Ne İslam ne Hristiyan hiçbir şey tanımıyorlar.Şimdi orada İslam İslamla çarpışıyor.
Alman gazetesi muhabirinin bu sözleri birer gerçekti.Üç sene sonra Artvin'e gittiğim zaman,bunun ne derece doğru olduğunu gördüm.Zavallı Ermeni kadınları,Türk üniforması gördükleri zaman,ezile büzüle duvar diplerine sokuluyordu.Cennetten numune olan güller çiçekler meyve ağaçlarıyla ruhlara şevk ve serinlik veren güzel belde bomboştu.Halil ve avanesi Artvin halkına o kadar zulüm etmişlerdi ki,Ermenilerin teşviki üzerine,Rus hükümeti tarafından Sibirya'ya sürülen İsmail Ağa,bu bedbaht halkın çektiklerine dilhun olmuş,Rus Ordusu'nun geri çekilmesinden sonra Ermenileri tecavüzden vikaye eylemişti.
Çerkez Ahmed,Ermeni fecayii için mühim bir vesika idi.Bu kanlı olayın safahatını bizzat failinden dinlemek istedim.Çerkez Ahmed'e vilayat-ı şarkiye'de neler yaptığını sordum.Çizmeli ayaklarını birbirinin üzerine attı,sigarasının dumanını karşıya doğru savurarak:
-Bey birader dedi,şu durum namusuma dokunuyor.Ben bu vatana hizmet ettim.Gidin,görün,Van ve çevresini Kabe toprağına çevirdim.Bugün orada bir tek Ermeniye tesadüf edemezsiniz.Vatana bu kadar hizmet ettim,sonra o Talat gibi hergeleler İstanbul'da buzlu bira içsinler,beni de böyle muhafaza altında getirtsinler,yok,bu haysiyetime dokunuyor!
Fakat onun bir arkadaşı vardı,kendisiyle beraber Zeki Bey'i öldüren Nazım!Çerkez Ahmed'e Nazım'ı sordum:
-Sus bey birader.Zavallı şehit oldu dedi.
Çerkez Ahmed'den daha fazla malumat almak istiyordum:
-Pekiyi bu Zöhrab falan ne oldular?
-Aaa... duymadınız mı?Hepsini geberttim.
Sigarasının dumanını havaya doğru savurdu,sol eliyle bıyıklarını düzelterek sözüne devam etti.
-Halep'ten çıkmışlardı.Yolda rastgeldik.Derhal arabalarını kuşattım.Gebereceklerini anladılar.Varteks dedi ki:
-"Pekiyi Ahmed Bey,bize bunu yapıyorsunuz,fakat Araplara ne yapacaksınız?Sizden onlar da memnun değiller."
-O senin bileceğin iş değil kerata dedim.Bir mavzer kurşunuyla beynini patlattım.Sonra Zöhrab'ı yakaladım.Ayağımın altına aldım,kafasını ezdim.
Çerkez Ahmed,o sabahki trenle İstanbul'a gitmişti.Ahmed'in dönüşü,arkadaşlarını pek mütehayyir ediyordu.Bu haber Merkez kumandanı Cevad Bey'le beraber kumandanlık odasında bir şeyler muayene eden Bedri'nin de hayretini mucip olmuştu.Fakat bunda herhalde bir yanlışlık vardı:Çerkez Ahmed Halep'e gidecekti.İki sene evvel izzet ve ikramla büyük bir mücahid sıfatıyla çete reisliğini üzerine alan Çerkez Ahmed,Merkez Kumandanlığına nasıl olur da mevkufen getirilebilirdi?İnzibat kumandanı bunu haber aldığı zaman hakikaten şaşırdı,mebhut bir halde:
-İçeri gelsin! dedi.
Çerkez Ahmed elinde sigara,vakur endamıyla kollarını sallayarak içeri girdi.O zaman odada samimi bir sohbet başladı,Yüzbaşı ayağa kalkmış:
-Vay kardeşim,Ahmed'ciğim,nereden böyle diye,koca katili kucaklıyor,Çerkez Ahmed peltek lisanıyla:
-Azizim bunda bir yanlışlık olacak,fakat bu bir edepsizlik diyordu.
Birkaç hafta sonra haber alındı:Çerkez Ahmed Şam'a gönderilmiş,"izalesi vacip olmakla!!!" Cemal Paşa tarafından kaydı görülmüştü."
"*Ahmed Refik Altınay,Kafkas Yollarında:İki Komite İki Kıtal,Temel Yayınları,İstanbul,1998,s.174-177."
Falih Rıfkı Atay,Zeytindağı adlı eserinde Zohrab ve Vartkes Efendiler’in,uygulanan “Tehcir Kararı” sırasında hayatlarını nasıl kaybettiklerini kaydetti.
YANLIŞ KAPI
Dördüncü ordu kumandanı:
-Hicret eden Ermenileri bana bırakınız,Suriye içlerinde oturtacağım,diyordu.
O,Suriye’de Ermenilerin zararlı olacağı fikrinde değildi.Dördüncü ordunun esas düşüncesi şu idi:Zararlı Ermeni külliyetlerini,zararsız Ermeni cüziyetleri haline getirmek!
Suriye içlerine dağıtılacak Ermenilerin koyu Araplığa karşı bir teminat olmak ihtimali de vardı.Çerkezler,Kürtler, v.s. gibi.Hatta Ermenilere toprak ve ev vermek şartıyla Müslüman
etmek için bir heyet bile yapılmıştı.Bu heyet bir defa benim odamda toplandı.Fakat çabuk gevşedi.
Cemal Paşa’nın bu koruyucu politikasına, tabii Müslüman etmek müstesna,Halide Edip Hanım pek taraftardı.Bahaeddin Şakir ve arkadaşları ise Cemal Paşa’yı suçlandırmakta idiler.
Nerede isyan olursa,Zeytin,Bahçe ve Urfa’da olduğu gibi,şiddetle tenkid edilmiş,fakat tehcir kervanlarına taarruz ettirilmemişti.Adana yolunda kafilelere hücum eden birkaç kişi idam bile edildiler.
Cemal Paşa,İstanbul’dan Van Divan-ı Harbine gönderilen iki Ermeni milletvekilini,Zohrab’la Vartkes’i kurtarmak için de Talat Paşa ile uzun yazışmalarda bulundu:
-Bunları bırakınız,Lübnan’a göndereyim,hiçbir ziyanı olmaz,diyordu.
Talat Paşa,Zohrab’la Vartkes’in tehlikede olmadıklarını temin ediyor,yalnız:
-Bir defa mahkemeye gitmeleri lazımdır,alıkoymayınız,diyordu.
Kumandan son şifreyi Baron Oteli’nin alt salonunda ikisine de gösterdi:Zohrab ağlamaya başladı,Vartkes kapı önünde benim boynuma sarılmış:
-Ben ne ise,fakat bu adamı göndermeseler,diyordu.
İkisi de gittiler.Birkaç gün sonra Çerkez Ahmed ve Nazım çetesinin Zohrab’la Vartkes’i yolda öldürmüş olduklarını haber aldık.Cemal Paşa bunu hazmedemedi.
Çerkez Ahmed,Mizan Gazetesi yazarı,Zeki Bey’in de katili olan iki fedaiden biri idi.
Kudüs’e dönmüştük;bir gün Halep valisinden,galiba Celal Bey,bir şifre geldi.Vali diyordu ki:
”Çerkez Ahmed Bey’le Nazım Bey bana geldiler.Suriye’de Ermenilerin korunmakta olduğunu işitiyoruz.Anlaşılan Cemal Paşa’nın bu işe yarar adamı yok;bize bıraksın,haklarından gelelim,dediler.”
Tam fırsat idi,Cemal Paşa hemen ikisinin de tevkif olunmasını emretti.Fakat Çerkez Ahmed’le Nazım durumu kavramış olduklarından ilk trenle İstanbul’a hareket etmişlerdi.
Cemal Paşa,çılgın,Adana’ya,Afyon’a şiddetli emirler yağdırıyordu.İki arkadaş İstanbul’a can atmışlardı.
Merkez kumandanına emir verdi:Bütün mesuliyeti bana ait olmak üzere derhal bu iki adamı eşyalarıyla Şam’a yollayınız.
Merkez-i Umumi bırakamıyordu:Talat Paşa ile şifre yazışmaları başladı.Talat Paşa nihayet:
-Bu vesileyle onlardan da kurtulmuş oluruz,kararını vermiş olacaktı.
İki arkadaş Şam’a geldiler.Fakat İstanbul’dan müdahalelerin ve aracılıkların eksik olduğu yoktu.Çerkez Ahmed ve Nazım’ın eşyaları açıldığı zaman,çantalarında kadın yüzüğü,bilezik,küpe ve mücevher buldular.
Divan-ı Harb’in eline mükemmel bir silah geçmişti,bu iki serserinin bir ideal için fedakarlık değil,zengin olmak için cinayet işlemiş oldukları belli idi.
İstanbul’dan iltimas telgrafları yağıyor,Şam Divan-ı Harbine sür’at emirleri gidiyordu.Divan-ı Harb yirmidört saat içinde iki azılının idam kararını verdi ve mazbatasını Kudüs’e yolladı.
Kumandanların böyle idam kararlarını önce yerine getirmek,sonra Başkumandanlığa haber vermek yetkisi olduğunu yazmıştım.Zohrab’la Vartkes’in katilleri ertesi gün Şam’da asılmıştı.
*Falih Rıfkı Atay,Zeytindağı,Milli Eğitim Bakanlığı,İstanbul,1970,s.75-78.
Eylül 1967’de Sovyet Ermenistanı’nın başkenti Yerevan’da Kirkor Zohrab adına bir sokakla birlikte bir ortaokul kurularak öğretime açıldı.
-----------------------------------------------
burada hemen şu soruları soralım
hadi Talat ve İttihatçılar bir işe kalkıştılar ve Ermenilerin tasfiyesine karar verdiler iyi de insan arkadaşını olsun korumaz mı hadi bunu yapmayacaksın ipini çektiğiniz insanla geç saatlere kadar kahve sohbet yapmak kağıt oynamak kalkarken de alay edercesine kendisine sarılmak yanaklarına buse kondurmak nasıl bir ahlaktır
şunu diyemez miydi Talat Paşa o uzun 20 Mayıs gecesinde
"bak Kirkor sen bizim arkadaşımızsın öyle de kalacaksın lakin sorun şu ki tarih bizi karşı karşıya getirdi sana zarar vermek aklımızdan bile geçmez ancak seni bu şartlar altında burada da tutamayız aileni al ve 48 saat içersinde İstanbul'u ya da memleketi terk et hiç değilse bu toz duman geçinceye kadar..."
pekala bunu diyebilirlerdi ama demediler yüzlerine baktıkları bazen oturup saatlerce kahve içip kağıt oynadıkları nargile tüttürdükleri arkadaşlarını felakete sürüklediler
gelelim Said Halim Paşa'ya ya bir insan medet umup kadınlık gururuyla birlikte beyi'nin vakarını da hiçe sayarak kapısını çalan belki de yetim kalacak çocukları için boyun büküp yaşlı gözlerle dil döken bir hanımcağızın yarasına merhem olamayacaksa bile böyle hayvanca tuz basabilir mi ne demek kuru ot yaş ot...
hiç değilse "burası bir hukuk devleti (öyle olmasa bile) madam kusura bakmayınız ne olur bir şey yapamam" diyemez misin
bu insan müsveddesi Osmanlı Paşasının Klara hanımı en azından kendi hanımıyla birlikte ağırlama duyarlılığını gösterdiğini umalım ama o kadarını bile akıl edememiştir bence
ve Cemal Paşa,Çerkez Ahmed'i o astırdı
neden
çünkü kendisi de Ermeni soykırımı noktasında hiç masum olmayan Cemal Paşa,başta vurguladığımız ve bir parça insanlık taşıyan herkesin yapacağı gibi bir Ermeniyi değil “Kirkor”u yani bir "arkadaşını" kurtarma azmindeydi
fakat o günlerde Şam dolaylarında bulunup kanal harekatının ön hazırlıklarıyla meşgul olduğu gibi payitahta da uzaktı ve dolayısıyla gelişmeleri yönlendirme şansından da yoksundu ancak gene de arkadaşının öldürülmeyeceği vaadini almıştı
buna rağmen felaketini öğrenince hiddetlenip kelle istedi genel komutanlık da Cemal Paşa'nın üstelik harp de devam ediyorken İttihatçıların içersinde kendi kendisini ve konumunu sorgulamaya başlamasının önüne geçmek için ona istediği kelleyi verdiler
fakat Cemal Paşa da tıpkı Talat ve Halim gibi kaçtığı yurtdışında Nemesisçilerin intikamından ve ölüm ummanında boğulmaktan kurtulamayacaktır
ee kusura bakmasınlar kuru ot yaş ot meselesi işte ne yapalım…
NargileGeniş salon pencereler kapalı ve kilitli
Yerde bir kilimle bir sedir alçak ve geniş
Çıplak duvarda altın yaldızlı çerçeve ile
Arapça salt bir sözler dizisi
Köşede bir adam dünyaya küskün
Nargilesini fokurdatarak keyifle
Haz duyarak bu hıçkırık nağmesinden
Ve havada sarsan dumandan lapamsı ve kırlaşmış
Ve derhal seni anımsarım sessizce
Dinlersin hep iniltimi ve sanki
Zevk alırsın o adam gibi seyre dalıp
Alevlendirdiğin yürek ateşimin dumanını
*Kirkor Zohrab
saygılarımla
Eklenti:
Krikor Zohrab.jpg