Sistem saati: 06 Eyl 2010 14:07

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 26 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1, 2
Yazar Mesaj
 İleti başlığı:
İletiTarih: 16 Arl 2007 00:44 
Çevrimdışı
Forum Demirbaşı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Nis 2006 23:18
İleti: 1751
Konum: İda
godwin demişki:
psikolog kontrolünden de geçmeli,geçim kaygısı,kariyer stresi,iş güçlükleri küçücük insanlara zarar vermenin gerekçesi değildir...


Orta okulda ereğliye yeni gelmiş,gelmeden bir kaç ay önce evi yanmış bir öğretmenimiz vardı.öyle çok hırçın bir sınıf değildik.kadın ilk dersine girdi birinin üstünde bordo renkli bir kazak gördü.o zamanlar yasaktı ya siyah olacak yada lacivert sanırım.Neyse çocuğa hiç birşey demeden sağlam bir tokat attı.öğretmeni atamakla iş bitmiyor.bu konuda godwine katılıyorum.

Şiddetten söz ediyoruz biraz konu dışına çıkacağım ama...

Eskiden araştırma ödevi gibi şeyler yoktu.bi dönem ödevi vardı o kadar.zaten ereğlideki kütüphane sadece zamanlarda dolardı.

Şimdi araştırma ödevi veriliyor ve öğretmenler çocukları internete yönlendiriyor.İnanın kendi cafem olsa çocukları geri çevirir,öğretmenlerinede hesap sormaya giderdim.Bu ülkede kitap okunmuyor diye bir taraflarımızı yırtıyoruz.nasıl okusun ki?

Çocuk kendi bile araştırmıyor ödevi.Geliyor cafeye uzatıyor ödevini "abi bulur musun?" diyor.bulmak zorundayım!Yazıcıdan çıkıyor veriyorum ve muhtemelen evde yüzüne bakmadan çantasına koyacak öğretmenine gösterecek.o kadar çok üzülüyorum ki...

İstediğin kadar kütüphane aç,istediğin kadar kütüphane haftası kutla.Çocukları kitaptan uzaklaştırdıktan sonra neye yarar ki?

Burda bu kadar öğretmensiniz bu konu hakkında bilgi verirmisniz?

_________________
"Eli nimetlim,kendi irfan sahibim.İyisin,güzelsin,fodulluk bilmezsin,ihvan için muhabbet beslersin..Amma velakin,bir korkun vardır,saklarsın.Düzen altüst olur diye mi korkarsın?Hiç meraklanıp kasvetlenmeyesin.Ne bilirsin ki,belki düzenin altı,üstünden daha iyicedir" Gayda İstanbul'a Sevgilerimle :D


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı:
İletiTarih: 16 Arl 2007 00:54 
Çevrimdışı
Forum Demirbaşı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Haz 2007 15:15
İleti: 709
öğretmenden öğretmene değişir öğretmek :)
dediğin gibi eskiden yılda 1 kez dönem ödevi verilirdi,çizgisiz kağıda özene bezene araştırıp bulduklarımızı özetleyerek yazardık,hatta benim dönem ödevlerimde, anladıklarını yorumla diyenler bile olmuştu öğretmenlerimin arasında,internet çıktı örtmenlik bozuldu :P
ben her hafta öğrencilerime araştırma ödevi veriyorum (benden nefret ettiler çoğu zaman) ve interneti kaynak gösteriyorum ama derleme istiyorum ve el yazısıyla,üstelik özet olmak zorunda.
bu hafta sonu araştırmaları gereken konu "Bir bilim adamı olarak Leonardo da Vinci"
not:öğrencilerimin emek ve zaman harcayarak hazırladığı tüm ödevleri okur ve imla,kelime hatalarını düzeltirim ki iade etmeden önce,okuduğumu anlasınlar :wink:
iyiyim ben iyi yerim kendimi :lol:

_________________
bekle....


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı:
İletiTarih: 16 Arl 2007 00:54 
Çevrimdışı
Forum Demirbaşı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Kas 2006 09:11
İleti: 547
Güvercin tam da bu günlerde açmak istediğim konuyu açtın.Sağolasın.
Bir proje modasıdır almış yürümüş.Kaş yapalım derken göz çıkarıyor yine bizimkiler.
Dün ilköğretim 3. sınıftaki bir tanıdığım geldi, yardım istedi.
Proje konusu;Mısır Milli takımının ambleminin anlattıkları...
Bu kadar da saçmalık olmaz ..3. sınıftaki öğrenci böyle bir araştırmayı nasıl yapar,niye yapsın,ne yararı olur ki !


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı:
İletiTarih: 16 Arl 2007 01:01 
Çevrimdışı
Forum Demirbaşı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Haz 2007 15:15
İleti: 709
nazenaz demişki:
Güvercin tam da bu günlerde açmak istediğim konuyu açtın.Sağolasın.
Bir proje modasıdır almış yürümüş.Kaş yapalım derken göz çıkarıyor yine bizimkiler.
Dün ilköğretim 3. sınıftaki bir tanıdığım geldi, yardım istedi.
Proje konusu;Mısır Milli takımının ambleminin anlattıkları...
Bu kadar da saçmalık olmaz ..3. sınıftaki öğrenci böyle bir araştırmayı nasıl yapar,niye yapsın,ne yararı olur ki !

amanın :shock: amblem,logo gibi konuları ilköğretimde 7. sınıflar kavramakta zorlanıyorken nasıl bir ödevdir o be ya,ben o sınıf öğretmenini ayakta alkışladım,hani bunu araştırma ödevi olarak verdiyse sınıfta konusunu nasıl işlemiştir allah bilir!!!!!

_________________
bekle....


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı:
İletiTarih: 20 Oca 2008 19:53 
Çevrimdışı
Site Sorumlusu
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 21 Ekm 2001 00:01
İleti: 8053
Konum: İstanbul
Kaybolan iletileri alıntı yöntemiyle yerleştiriyorum. Seyemek adminimize teşekkürlerimizle. :D

*****
16 Oca 2008 05:31 pm
ses demişki:
Öğretmenden tekmeyle ahlak bilgisi >>>>

Öğretmeni tarafından dövülen 16 yaşındaki Burak Tibar iki gündür hastanede gözlem altında.

Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni, bir öğrenciyi tekmelerle döverek hastanelik etti


Okuduğumdan beri içim parçalandı yine. Bu haberi alıntılayayım, yok yapmayayım diye didiştim kendimle. Az önce başka bir şey okurken yine karşıma çıkınca, dedim kurtuluş yok.

Zaten kaçacak neresi var, şiddet artık her yerde. Hem de öyle böyle değil, kan işetecek ölçüde şiddet.

:cry: :cry: :cry:


17 Oca 2008 12:45 am
ses demişki:
Çocuk Aleviymiş. Yarım saat kadar önce girmiş haberi NTV:

"Alevi olduklarını belirten aile, savcılığa suç duyurusunda bulundu."
>>>>

:(

Olayı ilk okuduğumda gelmişti aklıma, isminden falan anlamaya çalıştım hattâ, Kürt mü Alevi mi diye düşündüm, buyrun bakalım!


17 Oca 2008 01:02 am
nescafeclassic demişki:
gelinmesin gaza!
öğretmenler yıllardır öğrencilerini döverler arasıra... aleviymiş sünniymiş bakmadan... Sünni öğretmen alevi öğrencisini de döver, alevi öğretmen sünni öğrencisini de döver, bazen her ikisi her ikisini de döver... mesele öğretmenin öğrencisini dövmesi meselesidir... öğrencinin ve öğretmenin mezhebi değil...


17 Oca 2008 01:31 am
Don Kişot demişki:
Alıntı:
mesele öğretmenin öğrencisini dövmesi meselesidir...


Di mi, di mi, di mi??? Temel mesele gerçekten budur. Ha bir de üzerinde ayrımcılık sosu varsa iyice berbat bir tat gelir ağzımıza orası da ayrı...


17 Oca 2008 01:34 am
ses demişki:
Asıl olarak şiddetin altının çizilmesi gerektiği kesin tabii. Hem de şiddetin en kabul edilemez biçimlerinden biri olarak çizilmeli. Aile içi şiddet gibi. Elbette şiddet şiddettir ama aileden ve öğretmenden gelen şiddet ayrıca travmatiktir.

Ama zorunlu din derslerinin Sünni Müslüman olmayan bütün çocuklara uygulanan bir pasif şiddet (ki pasifliği de gayet su götürür.) olduğunu da gözden kaçırmayalım.

Kaldırılsın artık şu zorunluluk!
:eylem:


17 Oca 2008 11:02 am
marigold demişki:
İlkokulun ilk günlerindeyiz. Yaramazlık nedeniyle ilk tokatımı yemişim. Yanıtım öğretmene vurmak olmuş. Sen benim annem babam mısın diye... Okul bitene dek beş yıl bunu dinledim. Sonra o öğretmenim benim saçlarımı çok okşadı,dizinde oturttu ve çok iyi bir eğitmen ve öğretmenim oldu. Yıllar sonra beni yolda gördü. Konuştuk; aaa dedi ben senin ziraat mühendisi olmanı çok isterdim...
Çocukluk işte annesi babası dövebilir ama yabancı dövemez...Sonra o yabancı öğretmen olunca yine dövebilir mi? Hem de nasıl hınç çıkarana dek...Din öğretmenimiz kendimizi asmamızı falan söylerdi...kötü anılar:(



17 Oca 2008 03:43 pm
Don Kişot demişki:
İlk ders boykotuna katılışım ilkokulda din dersi yüzünden olmuştu :) Gerçekten.
Şimdi doktor olan arkadaşım Taylan ve ben yaklaşık 1 sayfalık bir duayı ezberleyemedik diye dayak yemeyi reddedip dışarı çıktık, daha sonra aileler falan girdi araya biz o yıl hiçbir din dersine girmedik. Ortaokulda da, kulakları çınlasın, bir din öğretmenimiz vardı, ilk ders adımı soyadımı sordu; söyleyince de ailemi tanıdığını, Alevi olduğumuzu bildiğini ve dersten sadece yazılılarda sorumlu olduğumu söyledi, dua falan da ezberletmedi bana. Ben nispeten şanslıydım yani.

ses demişki:
Ama zorunlu din derslerinin Sünni Müslüman olmayan bütün çocuklara uygulanan bir pasif şiddet (ki pasifliği de gayet su götürür.) olduğunu da gözden kaçırmayalım.

Kaldırılsın artık şu zorunluluk!


Bu da doğru, yerden göğe kadar hem de...



17 Oca 2008 03:44 pm
ses demişki:
marigold:
Alıntı:
Yaramazlık nedeniyle ilk tokatımı yemişim. Yanıtım öğretmene vurmak olmuş.


İşte adam olacak çocuk! :D

Adam olmak deyiminin erkek çağrışımına kadınca dudak bükerek; çocuğunu döven bütün şiddet kurbanı kadınlar için acı duyarak; oynarken "patlayan" (bomba, kurşun, mayın, hattâ bayramlarda bol bol satılan oyun(!) fişekleri ile) çocuklarımız için ağlayarak diyelim ki:

Yaşasın kendisine vurulmasını kabul etmeyecek -ailesi dahil- direngenlikte çocuklar.
:eylem:

Ama öyle küçük ve öyle savunmasızlar ki. Bu toplumun en alt katmanında onlar yer alıyor. Onlar zayıfa uygulanan şiddeti bizzat yaşayarak içselleştiriyor ve yeniden üreterek büyüyorlar. (Bkz.: puslu kıtalar kaçağı'ının bu başlıktaki iletisi)

Direnebilip başka bir yol mümkün diyerek büyüyene ise bu toplum heybesinde bulundurduğu başka şiddet araçlarıyla yeniden ve yeniden yüklenmeyi ihmal etmiyor hiç.

Birazdan oğlum okuldan dönecek. Oysa ben kapanıp, Ken Loach'ın Kerkenez filmini izlemeyi istiyorum şu an...
:cry:

_________________
-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^
....
sonu olsun diyorum
neyin sonu ama
hiç değilse bu taş basamakların

Turgut Uyar

<><><><><><><><><><><><><><><><><><><>


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı:
İletiTarih: 05 Şub 2008 20:19 
Çevrimdışı
Yerleşik Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 29 Eyl 2006 15:28
İleti: 483
Hazır okulda şiddet konusu tartışılırken Show Tv de "Sınıf" adlı bir dizi başladı. belirteyim dedim.
öyle yakıcı bir şekilde veriyorlar ki şiddeti: zaten öykü bir öğrencinin öğretmenini ve sınıf arkadaşını sınıfta öldürmesiyle başlıyor. dedim ya öğrencilerin birbirlerine uyguladığı şiddet ya, bunun en bariz örneğini sunuyor (kastettiiğim sadece fiziksel şiddet değil bu arada)
liselerin etrafında kol gezen tehlikeleri görmek açısından ilgi çekici bir dizi...

_________________
"Sen, penceremdeki suskun kadın: Hayatımda ol, kal, öl, istiyorum."
Enis Batur


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı:
İletiTarih: 05 Şub 2008 23:37 
Çevrimdışı
Site Sorumlusu
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 21 Ekm 2001 00:01
İleti: 8053
Konum: İstanbul
Sınıf konusunda tv başlığımızda konu açsam diye düşünüyordum. Kendini izletiyor, iyi kotarılmış bir iş her şeyden önce. (Ben kitapsa türünün iyisi olsun, filmse türünün iyisi olsun... diye saydırangillerdenim, mesaj sonra --- ama türüne özel özellikleri tutturmasının yanı sıra sağlam bir savı da varsa ürünün, tadından yenmiyor tabii.) :oops:

_________________
-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^
....
sonu olsun diyorum
neyin sonu ama
hiç değilse bu taş basamakların

Turgut Uyar

<><><><><><><><><><><><><><><><><><><>


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı:
İletiTarih: 08 Mar 2008 14:42 
Çevrimdışı
Site Sorumlusu
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 21 Ekm 2001 00:01
İleti: 8053
Konum: İstanbul
Dizi kaldırılmış diyorlar. Aynaları sevmiyoruz desem, değil. Peki ne? Bilmiyorum. :evil:

_________________
-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^
....
sonu olsun diyorum
neyin sonu ama
hiç değilse bu taş basamakların

Turgut Uyar

<><><><><><><><><><><><><><><><><><><>


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Kötü Öğretmenler Listesi
İletiTarih: 23 Mar 2008 18:32 
Çevrimdışı
Site Sorumlusu
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 21 Ekm 2001 00:01
İleti: 8053
Konum: İstanbul
İngiltere de öğrenci şiddetine çare arıyormuş. Düşünülen önlemler insanı irkiltiyor. Ama yanlış hatırlamıyorsam iki çocuk bir başka çocuğu döverek öldürmüşlerdi orada. Ne kadar feci bunlar, nereye gidiyor böyle dünya?

>>>>

Alıntı:
'Yaramaz' çocuklara kontrat imzalatacaklar

DHA - LONDRA - İngiltere'de okullarda şiddet eylemlerinin azaltılması için çeşitli projeler hazırlanıyor. Daha önce ilkokul çağında şiddet eğilimi gösteren çocukların DNA örneklerinin arşivlenmesi önerilmişti, 218 milyon sterline (545 milyon YTL) malolması beklenen yeni projedeyse suça en çok eğilim gösteren bin çocuğa davranış kontratı imzalatılması planlandı. Kontratı imzalayan çocuklar sosyal davranış bozuklukları olduğunu kabul ederek, davranışlarının ciddi boyuta ulaşmaması için yardım almaya söz vermiş olacak. Reddedenlerin yardım almalarını sağlamak için mahkemeye gidilecek. Tasarı eğitim çevrelerinden olumlu tepkiler alırken, bazı muhalif milletvekillerince eleştirildi.

_________________
-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^
....
sonu olsun diyorum
neyin sonu ama
hiç değilse bu taş basamakların

Turgut Uyar

<><><><><><><><><><><><><><><><><><><>


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Kötü Öğretmenler Listesi
İletiTarih: 16 Oca 2009 22:39 
Çevrimdışı
Site Sorumlusu
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 21 Ekm 2001 00:01
İleti: 8053
Konum: İstanbul
>>>>

Alıntı:
ALEVİ OLMAK KOLAY DEĞİL!
13:34 14 Ocak 2008 - Birgün

1968 ya da 1969 olmalı, Eskişehir'de 19 Mayıs Ortaokulu'nda, zorunlu din dersinde öğretmen yine tahtaya çağırıyor: "Gel bakalım Haydar efendi, namaz nasıl kılınırmış bize bir göster!" Orta ikiye gidiyorum, son 5-6 derstir, Abdurrahman mı Abdürrahim mi, artık adını unuttuğum din dersi öğretmeni beni kaldırıyor, masanın üzerine çıkıp namaz kılmamı istiyor. Bir-iki derken, sınıf arkadaşlarım da alıştı, dersin sonuna doğru bakışlar bana yöneliyor, çok geçmeden de hocanın gevrek sesi duyuluyor: "Kalk bakalım Haydar efendi..."


Okulun, 'Ekin' adını verdiğimiz duvar gazetesini hazırlıyorum, şimdi uzaklarda olan canım arkadaşım Şahin'le birlikte. Türk Dil Ku-rumu'ndan uzmanların, yazarların söyleşilerine gidiyorum, Türkiye Öğretmenler Sendikası TÖS'ün boykotunu destekleyen metinler yazıyorum. Derslerim de iyi, hemen hepsi demokrat ve solcu olan öğretmenlerimle aramız da iyi. Ama din dersi öğretmeniyle aramız iyi değil, çünkü İslam mezheplerini anlatırken Aleviliği saymıyor, ben de ona itiraz ediyorum, o da kestirip atıyor, sonra da her dersin sonunda beni namaz kılmaya zorluyor.


Babam TİP'liydi, 1965 seçimlerinde TİP'e oy vermişti, sanırım o zamanki TİP Eskişehir il yönetiminden avukat Turgut Kazan'la da tanışıyordu, beni de bir-iki kez partiye götürdüğünü hatırlıyorum. Atatürk'ün Lenin kalpaklı fotoğrafı ilk oradan kaldı aklımda. Ailede Kuran okumayı bilen yalnızca Hüseyin Dedem, annemin babası, o da Ankara'da memur. Rahmetli Nazlı babaannemin ilk torunu, ilk gö-zağrısı olduğum için, o ne derse yapmak istiyorum. Çünkü annem kadar emeği, ilgisi ve şefkati var benim ve kardeşlerimin üstünde. Okuması yazması olmayan, ama dünyayı, hayatı, insanları sezgisiyle, deneyimiyle kavrayan, anlayan bir 'bilge ana'. Hala eksikliğini duyarım, sık sık da orada, Eskişehir'de olduğunu, çoktandır ona telefon etmediğimi düşünüp suçluluk duyarım, hatırası öyle canlı ki hala. Sonra onun çoktan sonsuzluğa göçtüğünü hatırlayıp kederlenirim.


Nazlı babaannem, okumayı çok sevdiğimi bildiği için galiba en çok da benden ümitliydi. İlkokula giderken bir yaz tatlinde beni bir köşeye çekip "Oğlum, Kuran okumasını bilenimiz yok, Kuran bize de hak, yarın ölsem gözlerim açık gidecek, kimse Kuran okumayacak başımda" deyip beni çok duygulandırmıştı. Hem o yarın ölecekmiş gibi çok üzüldüğümü, hem de yarın ölürse açık gözlerinin bana çevrili olacağını düşünüp, çocuk ruhumu bir korku ve acının bürüdüğünü hatırlıyorum. İki yaz babamdan, dedemden gizli camideki Kuran kursuna yolladı beni. Sonra malum şeyleri ben de yaşadım, cami hocasının şerrinden, sopasından yıldığım için gitmemeye başladım. Fakat o zamanlar ezberim kuvvetli olduğu için hayli sure ve dua ezberlemiştim. Artık aileden kimsenin gözleri açık gitmeyecekti...


Ortaokulda namaz kılmayı öğrendiğim zaman da sevinmişti babaannem, oturduğumuz semtler çoğunlukla Sünnilerin yoğun olduğu yerlerdi, Ramazan ayı gelip de kadınlar 'mu-kabele'ye başlayınca babaannemi bir mahcubiyet, bir üzüntü alırdı, o yüzden ona da bir kaç dua ezberletmiş, namaz kılmasını da öğretmiştim. Bir de seccade almıştı kendine. Anneannemse bir 'ağa kızı'ydı, 'züğürt ağa' diyelim, züğürt müğürt ağa kızıydı ya, o yüzden hem kendine çok güvenli, hem de hayli dalgacıydı, hala öyledir, laf çarpardı babaanneme, "babaanneniz namaza başlamış, öbür taraftan çağırıyorlar galba" derdi.


Sonra işin tadı kaçtı, adımdan ve Alevi oluşumdan doğru bana namaz kılma cezası veren din dersi hocasına 5-6 ders sonra itiraz ettim. Her zamanki yılışık, gevşek ve kindar tavrıyla "kalk bakalım" deyince diklendim, "kalkmıyorum" dedim, şaşırdı, bir an durdu, "nasıl kalkmazsın?" deyince, "benden başka Müslüman yok mu bu sınıfta?" dedim, hiddetlendi, ağzından köpükler saçarak üzerime yürüdü, 'bana sakın vurmayın' deyince kalakaldı, 'çık dışarı' diye bağırırken ben çoktan sınıfın kapısındaydım. Sonrası bildik bir pislik, zorla namaz kıldırmasına ve bunu yalnızca bana yapmasına itiraz ettiğim için din dersi sözlü sınavından sıfır verdi. Babam öğretmeni mahkemeye vermek üzere harekete geçince, okul müdürü ve diğer öğretmenler araya girdi, din dersinden orta alarak sınıfı geçtim...Fakat bu hikaye burada bitmiyor, lisede de karşıma çıktı aynı 'yobaz' hoca, hem de bu kez müdür yardımcısı olarak, 12 Mart'ta, beni siyasi polise elleriyle teslim ederken, zevkten ağzı kulaklarına varmış haldeydi. Şimdi kim-bilir nerede genel müdür, müsteşar veya üst düzey bürokrattır?


"Türk Olmak Kolay Değil" Haluk Şahin'in bir kitabının adıydı. Memlekette hiçbir şey kolay değil, Kürt olmak, Ermeni olmak, solcu olmak, hatta ne tuhaf bazen Müslüman olmak, bazen Türk olmak bile kolay değil! Alevi olmaksa eskiden zordu, şimdiyse hiç kolay değil! Niyesi çoktur, yine konuşuruz.

_________________
-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^
....
sonu olsun diyorum
neyin sonu ama
hiç değilse bu taş basamakların

Turgut Uyar

<><><><><><><><><><><><><><><><><><><>


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Kötü Öğretmenler Listesi
İletiTarih: 16 Nis 2010 13:57 
Çevrimdışı
Site Sorumlusu
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 21 Ekm 2001 00:01
İleti: 8053
Konum: İstanbul
>>>>
Eklenti:
Eğitim.JPG


Alıntı:
Mehmet Açıkgöz, olayı şöyle anlattı:

"Elindeki sıcak çayı yüzüme attı, ben suratımı tuttum. Kafamı kaldırmaya kalkmadı bardakla vurdu bana, bardak kırığıyla iki kere vurdu. Sonra arkadaşlar gördü, yumrukla girmeye başladı, arkadaşlarım aldı elinden."

Olayı gören öğrenciler ise büyük şok yaşadı:

"Elinde bardakla sıcak çay vardı, yüzüne serpti. Sonra bardakla yüzüne vurdu, zaten biz şok olduk o durumu gördüğümüzde. Arkadaşımızın yakasını tuttu, tepik vurdu."

Dayak nedeniyle öğrencinin yüzünde derin kesikler oluştu. Mehmet Açıkgöz, "Polislik uzmanlık sınavına girecektim, hayatımı mahvetti. Yüzümde oluşan yaralarla ilgili doktor 'Kapanmaz' dedi" ifadelerini kullandı.

Baba Mustafa Açıkgöz, öğretmen hakkında Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

Kahramanmaraş Milli Eğitim Müdürlüğü de iddiaları araştırması için iki müfettiş görevlendirdi. Beden Eğitimi öğretmeni ise iddiaları reddetti. Öğrenciyi dövmediğini savunan öğretmen, Mehmet Açıkgöz'ün elindeki çay bardağına çarparak yaralandığını öne sürdü.



Bu iletideki ekleri görmek için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.

_________________
-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^-^
....
sonu olsun diyorum
neyin sonu ama
hiç değilse bu taş basamakların

Turgut Uyar

<><><><><><><><><><><><><><><><><><><>


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 26 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1, 2

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  
cron
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye